15 Mayıs 2011 Pazar

Sana Çok Kala.

   Sensiz buralarda oluşumun ikinci günü. Bir garip hissediyorum, senin haberin olmayan pek birşey olmadığı için hayatımda :) Dün blogla uğraşırken mesaj attın, 'Naptın sevdicek?' dediğinde doğruları söylemedim, beni affet  :) Söz hepsini itiraf edeceğim sen bunları gördüğünde.
    Bu arada iki gün önce yanıma gelmiştin(çok tuhaf cümleler oluyor ama böyle yazmak istiyorum banane :)! Şimdi bensiz memleketimizdesin, kıskanıyorum işte. Olsun her yere birlikte gideceğimiz zamanlarda gelecek, şimdi sabretme vakti değil mi sevdicek? Sanırım şuan ders çalışmalıyım, ama bu blogun heyecanı çok hoşuma gitti, bir sürü bir sürü yazasım var. Okuyabilir misin ki hepsini bir anda? Boşver hepsini birden okuma bak, benden sana tavsiye :) Sen bu yazıyı okumadan 92 gün önce yazıldı bu yazı bu arada hatırlatayım dedim. He bundan sonra kumanda panelinin bir sahibi de sensin ona göre. Seni de buralarda görmek istiyoruz değil mi, siz de istiyorsunuz :) Heralde 93 gün boyunca seni merak edenler olacaktır. Böyle işte delim! Ben yine sana gelirim bazı bazı, senin haberin olmadan. Öyleyse benim gitme vaktim geldi şimdi.

                         
                 Delim'in buraya teşrifine 92 gün kala.

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Delim'e İlk Sessiz Seslenişim.

  Aniden aldığım bu blog açma kararımdan haberin yok elbette sevdicek. Sana ilk sessiz seslenişimi yapıyorum şuanda, ağustosa kadar sesim kısıkmış gibi davranacağım burada. Ağustos'ta seni de dahil edeceğim buraya hiç kaçışın yok haberin olsun.Bilirsin böyle beni heyecanlandıran şeylere seni de dahil etmeyi pek severim. Neden bunu yaptın dersen, diyorsan kafanı kırarım ama, hadi dediğini farz edelim: cevabım net 'farklılık olsun' :) Sen demiyor musun, teknolojiyi kullanalım diye, bizim için kullanayım dedim ben de. Ve umutsuz çiftlere örnek olabiliriz belki diye düşündüm, pekala deli bir çift olarak. Aynı yerden 10 dakika içinde birinde somurtuk, birinde dünyanın en mutlu insanları halinde geçilebildiğini ve bunun sevgimizi hiç etkilemediğini gösterebiliriz diye düşündüm mesela. Ya da sevginin sabah akşam mesajlaşmak değil de, bazen beş ay hiç görüşmeden durabilmek olduğunu. 'Seni herşeyden çok seviyorum.' gibi sözlerin saçmalığına inanıp, birbirimizi O'nun sevgisinin altında görüp, O'nun hediyesi niyetiyle birbirimize sahip çıktığımızı mesela. Ya da birbirimizi üzeceğini bilsek de hatalarımızı birbirimizden saklamanın, sadece bizim uzaklığımıza sebep olacağına inandığımızı ve bunun bize çok şey kattığını bilsinler istedim. Tamam tamam ben böyle ço..ok uzatabilirim daha bilirsin, bazen sıkıcı olmayı çok güzel beceriyorum dimi, he ne dersin :) 'evet' demezsin, demezsin. Bugünlük bu kadar yetsin o halde. He unutmadan hadi şafak takvimi oluşturayım, sana kaç kala:

              Delim'in buraya teşrifine 93 gün kala.


Ps:Bizi tanıtan özel bir yazı yazmayacağım, bizi zamanla tanıyın istiyorum.